Köşe Yazıları

SESLİ DÜŞÜNCE 1

Yasin Bikriye yazdi : SESLİ DÜŞÜNCE 1

Baharın ilk günleriydi. İçini ısıtan güneş ışığı nedeniyle gözlerini kısarak  bakıyordu. Elinde bir çubuk toprağı eşeliyordu. Düşüncelere dalmıştı.

Çocukluğunu hatırladı ilk önce. Lastik ayakkabılarını. Okulun başladığı her yılın başında sadece bir tane alınan pantolonu ve gömleği aklına geldi. Koskoca bir yılı 2-3 kalem, 1 silgi, 1 kalem açacağı, biri kareli, diğeri çizgili defterle bitirdiğini aklına getirince acı acı gülümsedi.

Oysa…..

Daha bu sabah çocuğu beş pantolon ve onlarca gömlek içinde BAHAR MEVSİMİNE uygun giyecek bulamadığından şikayet etmişti.

Sonra: Yürüyerek üç mezra ötedeki okula ne de büyük heyecanla gittiği aklına geldi. Yağmur yağdığında lastik ayakkabıları ne kadar da çamur oluyordu. Kar yağdığında pantolon paçalarını çoraplarının içine koyuyordu. Lastik ayakkabılarının içinde ayaklarının soğuktan kızardığını, kuru ağaç dallarıyla lastik ayakkabının çamurunu temizledikten sonra kar veya suyla ayakkabısını yıkadığı ve sınıfta yanan sobanın etrafında bir taraftan ısınıp bir taraftan da arkadaşlarıyla şakalaştıklarını……

Neden dedi.

Kendi sesiyle daldığı hatıralardan uzaklaştı birden.

Neden?

Niye böyle oldu?

Ne değişti?

Soruların sormaya başladı.

Sesli düşünmeye başlamıştı artık.

Çocukları okula servisle gidiyorlardı.

İstemedikleri kadar, ayakkabı, çorap, elbise, defter, kitapları vardı.

Yardımcı kitapları da vardı.

Sonra dershaneye de devam ediyorlardı.

Ceplerinde akıllı telefonları,

Çantalarında tabletleri de vardı.

Ayrı odaları, yatakları, gardropları da vardı.

Çalışma masaları, masalarında dizüstü bilgisayarları da vardı.

Çeşit çeşit kahvaltılıklar, her öğünde birkaç çeşit yemek ve ekmekleri de vardı.

HEPSİ VAR NEDEN MUTSUZLAR dedi birden.

Çocuklarını düşünüyordu.

Bitmeyen isteklerini, hiçbir şekilde mutlu olmayışlarını, neden daha FAZLAsını ve FARKLIsını istiyorlar ki dedi.

Eve geldiklerinde odalarına kapanmalarını, sofra da bile birkaç kelime konuşmayıp sohbet etmemelerini,  en ufak boşlukta tüm zamanlarını internette veya arkadaşlarıyla geçirmelerini, istekleri yerine gelmediğinde veya istekleri zamana yayıldığında yüz asıp küsmelerini anlayamıyordu.

Nerede hata yaptım dedi.

Sonra

Hata bende mi dedi.

Oysa ben onlar için en iyisini istedim hep.

En iyi olmaları için çalıştım hep.

Başarılı olsunlar diye didindim hep.

Hep onları daha iyi giydirmek, daha iyi beslemek, daha rahat ve büyük evde yaşatmak için ne kadar da çok çalışıyorum, MESAİ yapıyorum dedi.

Sonra yine daldı kendi çocukluğuna,

Dedesi ve nenesi vardı evlerinde.

Dedesi namaz kılarken sırtına çıktığını hatırladı ve güldü.

Bir Fatiha okuyarak rahmetle andı.

Nenesinin kendisine ördüğü çorap ve kazakları beklerken ne kadar da heyecanlandığını, sevindiğini hatırladı.

Nenesinin hastalığında bile titreyen elleriyle yaptığı çorap aklına geldi.

Gözleri yaşardı.

Ne tez unutmuştu dedesi ve nenesini.

Mezarlarına gitmeyeli ne kadar da çok olmuştu.

Annesi ve babası, dedesi, nenesi, kardeşleri ne kadarda büyük bir AİLEymişiz dedi.

Birden gözleri parladı.

Biz AİLE olamamışız dedi.

Her şeyimiz var ama aslında hiçbir şeyimiz yok dedi.

Sevgili Dostlar,

AİLE olabildik mi, neden ve nasıl sorularına katkıda bulunmak istemez misiniz?

Yasin BİKRİYE

[email protected]

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu