GenelGündemKöşe YazılarıMalatyaSiyasetVitrin

SEÇİMDE KİM NASIL ÇALIŞIYOR 

Şunun şuarasında seçime 15 gün gibi az bir süre kaldı, daha önceki yazılarımızda ‘tüm siyasi partiler sahada’ diye bir söylem kullanmıştık. Malatya’da hangi parti, aday veya siyasi grupların nasıl çalıştığını gelin hep beraber inceleyelim. 

Eminimki siyasetle uzaktan yakından ilgilenmediği bilinen kişilerin bile şu sıralarda edindiği izlenimleri ve seçimde kimin ne yapacağı zihinlerini meşgul ediyordur. 

Ülkeyi 20 küsur yıldır yöneten kadrolarla başlayalım isterseniz: AK PARTİ: adayları oldukça rahat, devletin ve Partinin nimetlerinden sonuna kadar faydalandıklarından, bir de eski dönemlerde oyların çoğunluğunu almış olmanın vermiş olduğu rahavetle, sanırım aynı psikoloji üzerinde konuşlanmasının ‘devamlı hali’ nedeniyle sahada farklı bir yöntem denemeye dahi gerek duymuyor. ‘Nasıl olsa bizden başka verecekleri kimse yok’ inanışı ilk kez bu seçimde duvara toslayabilir endişelerine mahal vermeyecek ölçüde hemde. 

Ve seçmeni çantada keklik gören, ‘hani mecbur oyunu bize verecekler, ne yapsakta bizden vazgeçmezler’ dönemi yine aday olmayı başarabilmiş İhsan Koca ile Bülent Tüfenkçi’nin sandıktan bir kez daha ‘çıkma garantili’ onayı almış olmalılarki hele İhsan Başkan sahaya çıkmaya dahi gerek duymuyor. Hakkaten Ya İhsan Başkan neden çalışmıyor, neden sahada yok? Gerçi yorulmaya ne gerek vardı? Zaten reise oy verecekler otomatikman bizde seçileceğiz demenin keyfi hiç bir şeyde olmazsa gerek. Yoksa 14 Mayıs günü sandık başına gidecek genciyle yaşlısıyla insanlar, onlara yeter’ deyip yeni kadroları iş başına getirip rakipleri Millet ittifakına yönelirse.. Şeklindeki tehlike umurlarında olmaması siyaset tarihçesiyle ne kadar çeliştiğini bilmem anlatmama gerek var mı?

Yalnız son zamanlarda tahlil ettiğim kadarıyla Yeşilyurt ilçe başkanlığına yeni getirilen Ramazan Yaylacı müthiş bir performans sergiliyor. Yiğidi öldür hakkını yemeyenlerdenim. Kırk yıllık siyasetçi edasıyla topluma karışmış, yüreklere dokunuyor. Samimi içten bir portföy koyuyor ortaya. Sosyal medyasını kim kullanıyor bilemem, ama çok başarılı. Kullanılan görseller, yazı gramerleri, efekt ve resimleri birleştirme-kaynaştırma, seçicilik hepsi iyi bir paket halinde hazırlanıyor. Ak Parti adayları bu seçimde Yaylacı’nın yarısı kadar çalışsaydı belki 4’ü zorlardı. Yada yaylacı sosyal medyasına bakıp az feyiz alsalardı. Yok, arkadaş yok! Ama bu saatten sonra kimse kimseyi ikna edemez artık. Ayrıca şunu belirtmeden duramayacağım, Malatya Ak partiyi ele geçirmiş kriminal yapı Yaylacı gibi çalışan-etkin-halka ulaşan bir siyasetçiyi fazla barındırmaz, bunu yazın bir yere çok geçmez kızağa çekerler mutlaka, tarihe not olarak kalsın burada. 

CHP:

CHP kadroları tüm gücüyle ayaklanmış, opsiyonel değil fonksiyonel çalışıyor. Bu sefer işi şansa bırakmak yerine hedefine yönelmiş. Hedefi: kazanmak. Sadece kazanmaya odaklı bir çalışma yapıyor sahada. 

Ve ilk kez Malatya’da derin bir istek doğdu bir adaya karşı!

Battal Kanbay’ın adaylığı ‘bizdendir’ umudunu yeniden halkın damarlarına enjekte ederken; diğer yandan hiç yere [İl Milli Eğitim Müdürlüğü] görevinden alınmasının hesabını vereceği oy üzerinden sormak istiyor halkımız. Bir bürokrata yapılmış haksızlığı ve müsebbiplerine kesilecek faturayı sandıkta belirleyecek. Meğer Kanbay’ın hikayesini duymayan bilmeyen kalmamış. Herkes kendinden pay biçmiş bu tırpanlama sonrası. Adeta hesaplaşmak üzere sandık gününü beklemişler. Battal Kanbay’ın siyasetçi kimliği oldukça bilinç altlarını etkileyen doğal bir heyecanı gündeme getirmiş ve Ahmet Karaaslan’ın bir dönem hayvan sırtında gezerek oy istediği günden bugüne uzanan yeni bir halk hareketine dönüştü. Kanbay’ın siyasetçi kimliğinin ortaya çıkışı ile birlikte ne kadar uyuyan sosyal demokrat görüş yada yakın olanları, kararsız veyahut yıllarca oy verdikleri partilerin yaşattığı hezimetle uykuya dalanları uyandırdı adeta.

Kısmen kararsızlar-acabalar-olur mu’lar’ psikolojik eşiği böylelikle aşıldı, süreç hızla işliyor. Her gün sonrasında tv haberlerinde, açık oturumlar, şişirilmiş anket sonuçlarına takılmadan insanlarımız daha çok kendi hislerine güvenmeyi ve beklentilerinin genellikle sandığa gittiklerinden iç sesleri uyarınca kime oy vereceklerini kararlaştırıyor. 

Terörist, zillet ittifakı, din-iman düşmanları, erkek erkekle evlenecek gibi birazda klişeleşmiş propaganda jargonları halkın umurunda değil artık, insanları zamlar ve hayat pahallığı altında eğilip bükülürken, bu vasat hoyrat belirsiz döngüden nasıl kurtulurum hesabını yapıyor daha çok. 

Sanıldığı gibi insanlarımızın ajandalarında dev projeler, teknolojik silahlar, teknokrat tasarımlar, üstün özellikli savaş araçları, yerli araba yer almıyor. Daha çok bu ay borçsuz çıkarabilir miyim, çıkaramaz mıyım matematiğine kafa yoruyor. Yarın ne yiyeceğim, zamlar davam eder mi? Seçimden sonra döviz ne olur, soğan 30 TL 40 olacak mı, et fiyatları nerelere ulaşır, akaryakıt kurları böyle giderse ne olur derken hazin sorularının miladı dolmaz bir türlü ve bu nihai cevaplara yoğunlaşmakta. Konu ekmek olunca insanlar aslında siyasi mühendisler tarafından masa başında hazırlanan bilumum projelerden etkilenmeyeceği apaçık ortada. Tencerenin kaynaması önemli…

Veya güncesinde depremden başka bir konu bulunmayan halkı bunca gerçeklikten uzak mecralara zorlamak işin kolaycılığına kaçmaktır. Depremde evi yıkılmış, çadırda kalıyor, yakınları enkaz altında kalmış siz gidip bu insana yerli araba <<togg>>un hikayesini istediğiniz kadar anlatın, onun sorunları alanından çıkarıp başka alana getirmeniz imkansız.

Milletvekilli Veli Ağbaba’nın dün Doğanyol ziyaretinde ilk kez bölgenin tek geçim kaynağı kayısı’nın yanmış olması sorununa eğilmesini, sorunu yerinde bir kayısı bahçesinde dile getirmeside yine hiç bir siyasinin ilgi alanına girmeyen 2’ci bir deprem felaketi olarak görmek gerekmez mi?

YENİDEN REFAH PARTİSİ

Gelelim sahanın favori kahramanına: bir imkansız başarılıyor şu günlerde, çünkü mevcut siyasi partiler içerisinde en küçük diyebileceğimiz Partinin ilimizde zirveye oynuyor olmasına hadi hepiniz şapka çıkartın. Saygı duymak gerekmez mi? Yeniden Refah Partisi mi demeliyim Yoksa partisini Malatya’da zirveye taşıyan Bilal Yıldırım’ın büyüyen çabaları mı demeliyim şimdilik kararsızım. İşin ilginç yanı saha hiç boş bırakılmıyor. Yeniden Refahın işgali altında. Bilal Yıldırım her an her yerde. Ekibiyle, yemeğiyle, projeleriyle gidiyor. Bu başarının bizatihi mühendisi Yıldırım. Zaten kendisi bir gıda mühendisi. Arayın telefonunu derhal açar, watsaptan yazın hemen dönüş yapar, diğer sosyal medya mecralarından ulaşmayı deneyin size mutlaka cevap verecektir. 

Bunları söylerken okurlarıma illerde bizi mahcup etmeyeceğini bildiğimizden. Halkın nabzının nasıl attığını en iyi şekilde analiz etmeyi bilen ve kadrolarını ilçeler arasında köprü ve koordinenin kaybolmaması üzerine görevleri paylaştırır, gidilen her köy-ilçeden önce sorunların tespiti, ardından çözüm odaklı yaklaşımlar refleksi gibi önemli ayrıntılar yer alıyor programlarında…

Milli Görüş’ geleneğinin temsilcileri Malatya’da izledikleri yol, onları her gün sonrası başarı trajına yaklaştırıyor. Öncesinde tepki oyları Yeniden Refaha gidecek demiştik. Şu güne kadar ilerleme hızında kadran limit değiştirmedi. Bu saatten sonra seçime 5 kala olası bir hatanın yapılmasını arzu etmeyiz tabikide. Sosyal medya kullanımında yeniden Refah kadrosu sınıfta kaldı desek, Bilal Yıldırım’ın sosyal medyasına ağırlık verildiği açık ama diğer adayların, üyelerin sosyal medyayı bırakmış noktasında ilgisizliği bence şimdilik tek eksiklik olarak gözlemlediğim ‘ŞEY!’

MHP 

Malatya’da MHP deyince Fendoğlu (Mehmet Fendoğlu) akla gelir, Fendoğlu deyince Malatya-MHP’si. Elde ettiğim veriler doğrultusunda MHP Malatya’da bir milletvekili alacak gibi duruyor. Bu şimdilik bir tespit değil kanı. 2’ci sırada yer alan Ömer Ekici’nin rolü elbet çok önemli. Ekici’yi tanımam etmem lakin genel anlamda toplumun pek tanıdığı bir isim değil. MHP teşkilatında önemli bir konumu olabilir, belki çok iyi, başarılı, güçlü bir karakterdir kendileri. Fakat sosyal realiteyi iyi okumak gerekir. MHP’nin salt ideolojik sınıflamasında alacağı oy belli diyenler yanılır, MHP tepki ve kararsızların halen demirleyeceği bir liman olma görevi devam ediyor. Yerine Mesut Samanlı 3’te değilde 2’ci sırada olsaydı (gösterilseydi) MHP Malatya’da çok daha farklı bir rüzgar şeklinde esebilirdi. Çünkü Samanlı son il Başkanı olması nedeniyle bilinirliği ve hafızalarda silinmemiş bir isim olma nedeniyle avantajlı gri alanda. 

[Yalan söyleyecek değilim; halk arasında telafuz edilen isimler cetvelinin en çok kulağa gelme nedeniyle ilk defa duyduklarım şimdilik bunlar.

***

Masa başında hazırlanan anketler, tahmin, emir talimatla listeler dizayn etme sürecini görüyoruzki siyasetin halka uygunluğunu sonradan tartışılır hale getirebiliyor. Ülkede seçim yapılmadan önce sonuçlarının ne olacağı kanaatinin halkımızın ne istediğine bakılarak hazırlanmıyorsa bir şeyler ters gidecek elbet. Onun için siyasiler yerelde siyasetin farklı bir etikte işlediğini hesap etmek zorunda. Sahaya gidilip nabız tutularak tespite çalışılması gerekiyor. Ankara brifingli, torpilli listelerle siyaseti etkilemeye çalışmanın modası geçtiğini lütfen kabul etsin artık birileri. 

O dönemlerden edinilmiş alışkanlıkla, yukarıda liderin oluşturduğu insiyatifi yerele nakil edemeyen siyasiler hem başarısız sonuçlar elde ediyor hem de nasıl olsa yukarıdan her şey belirleniyor denilerek tempel, pasif, halk arasına çıkamayan vizyonsuz siyasilerin icadını öne sürüyor. O halde seçmenin karşısında etüdü iyi yapılmış talep duyulan Siyasilerin çıkması ve halkı birebir ikna etmesi düşüncesi kıymetli hale gelmiş. 

Yerelde hala metin okuyarak konuşmaya çalışan siyaset yaptığını zannedenler var. Bu halka saygısızlık yapmak değil mi? Oysa içten bir selam, yüreğine dokunmak, hal hatır sormak kadar önemli ne olabilir. Mesela geçen sosyal medya sayfamda İYİ Parti konvoyu yanımdan geçerken selam vermediğini yazdım. Basit gözden kaçan bir ayrıntı lakin yerelde bunun ne denli değerli bir obje olduğunu kimse bilemez. 

Nazik bir davetle parti programlarına davet eden siyasi partiler oluyor, ideolojilerine bakmaksızın davetlerine icabet etmeye çalışıyorum. İzliyorum, analizler yapıyorum, toplumla diyaloğuna bakıyorum, değerlendirmelerim oluyor. Mesela AK Parti bu konuda karnı tok, ihtiyacı yok kimseye, beni hiç bir programına davet etmediler şu güne kadar. Bu saatten sonra sanırım gerekte yok. İşte bu zaaflarını yazdığımız zaman da marjinal ilan ediyorlar bu kez. Anlamakta zorlanıyorlar. Halkın istekleri ile sizin verdikleriniz farklı dediğimizde alınıyorlar-kızıyorlar işte. 

Son dipnot: Öznur Çalık Ak Partide bu boşluğu kısmen tolare ediyordu, peki bundan sizler ne yapacaksınız? Sadece boş bir merak benimkisi? Sorduğum bu sorunun cevabı da yok (ne yazık)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu