Köşe Yazıları

Kalkınma, ‘Az Gelişmişlik’, Gelişme

2. Dünya savaşı sonrası gündeme gelen Modernleşmenin temel ilkesi Avrupa’yı geçmişte üstünlüğe götüren her ne ise, onun şimdi de Avrupa dışı dünyaya yayılabileceği ve onun az çok da olsa arayı kapamasına yardım edebileceği düşüncesidir.

Avrupa toplumsal gelişmenin zirvesidir. Bu düşünsel yaklaşıma göre, tüm dünya onları izlemek zorundadır. Geriden gelenekselden ileriye moderne doğru gelişmelidir. Bu gelişim aşamalarla gerçekleşir.

Bu Fikir ilk 19 yy da ortaya çıktı. Karl Marks’ın fikirleri biliniyor.
Friedrich List pek bilinmez.
Friedrich List (1789 -1846) ekonomik gelişimin bütün toplumların çeşitli gelişim aşamalarından geçmesiyle açıkladı. Büyük eseri Das nationale System der politichen Ökonomie(Politik Ekonominin Toplumsal Sistemi) ile toplumsal gelişim için beş aşama ortaya koydu:
Avcılık ve toplayıcılık, Gezici çiftçilik (mevsimine göre çeşitli bölgelerde tarlalar oluşturma ve hasat zamanına göre dolaşma)
Yerleşik tarım, Tarım ve el işçiliği, Tarım, el işçiliği ve ticaret.
Bu şema günümüzde değiştirilmiş halde kullanılmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler dördüncü, sanayileşmiş toplumlar ise beşinci aşamada kabul edilir.
List 1842’de beşinci basamağa sadece İngiltere’yi yerleştiriyordu. ABD, Fransa ve Almanya dördüncü seviye, İspanya ve Portekiz ise üçün seviye ülke kategorisindeydi. List’e göre dördüncü seviyedeki ülkelerin beşinci seviyeye gelişme potansiyelleri vardı.
List’in yaklaşımları 19 yy Almanya’sının gelişimini önemli ölçüde etkiledi. Özellikle ‘‘Bebek sanayi’yi’’ koruma fikri önemliydi.

Marks’ın fikirleri ise 20 yy da SSCB’nin, Çin’in gelişiminde etkili oldu
.

2’ci Dünya savaşı sonrasında modernizmin yeniden gündeme gelişi iki gelişmeyle belirlendi. Biri sömürgeciliğin çöküşü, diğeri Üçüncü Dünyada sosyalist ülkelerin ve özellikle 1959’da Küba Devrimi’nin zaferinin ortaya çıkmasından sonra yayılma çabasının yoğunlaşması.

1960’lı yıllarda bu entelektüel sürecin bir parçası olarak bir dizi çalışma ortaya çıktı. Hepsinin ortak paydası, Avrupa’nın, özelde kapitalizmin gelişimini içeren gelişme biçiminin, insanlığın ilerlemesinin doğal ve neredeyse tek yolu olduğunu ileri sürmeleriydi; ve bu eserlerin çoğu Üçüncü Dünyanın gelecekte gelişmesinin yerinde, doğal akışının bu doğal Avrupa örneğini izlemekten geçtiği biçimindeki ideolojik sonucu açıkça ortaya koyuyorlardı. Bu çalışmaların en etkilisi Rostow’un 1960′ da yayınladığı ‘iktisadi Büyümenin Aşamaları: Komünist Olmayan Bir Manifesto’ adını taşıyordu. Kitap Avrupa’nın kapitalizmi ve öncesini içeren geçmişteki gelişim formülünün Avrupa-dışı dünyanın gelecekteki gelişimi için işlerliği olan tek yol olduğunun basit bir dille ifadesiydi. Rostow dünya tarihi ile dünyanın gelişimini tek bir yayılmacı argümanda birleştiriyordu.
Rostow’a göre toplumsal gelişme 5 aşama da gerçekleşirdi.

Geleneksel yapı, Gelenekselden çıkış, Kalkışma, Olgunlaşma, Kitlesel tüketim aşamaları.
Rostow’un kitabı İktisadi Gelişmenin Merhaleleri adıyla Prof. Dr. Erol Güngör tarafından çevrildi ve Ötüken yayınlarınca basıldı.

Ama esas sorulması gereken sorular havada asılı duruyordu.
Avrupa Mucizesi var mıydı?
Toplumlar illa da bu yolu izlemek zorunda mıydılar?
Üçüncü Dünyanın tamamı bu yoldan sorunlarını çözebilir miydi?
Batı Avrupalı sanayi ülkeleri üçüncü dünyanın gelişimine kapıyı aralar mıydı?
ABD’nin fiili işgal de dahil müdahalelerinin asıl amacı neydi?

Saffet Bilen

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu