GenelGündemMalatyaMedyaSiyasetVitrin

BATTAL KANBAY’IN KAVGASI

Dominant bir toplumda yaşadığımızı kabul edelim. Siyaseti, futbolu, bazı sosyal ilişkileri abarttığımız ve hatta kişileştirerek tüm hayatımızı etkisi altına aldığı muhakkak. Aynı taraf değilsen düşüncelerine pek saygı duyulmaz. farklı bir şey söylemek karşı camiadan makul karşılanmayabilir. 

Futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutuyoruz, radikal müdahelelere başvuruyoruz, tartışma dilini (hiç) kullanamıyoruz, asl’olanı anlamak istemiyoruz. Ya bizden olacak yada ‘yok olmalı’ anlayışı… şayet bizimle aynı tarafta değilse en klişesi, en berbat, kötüsü hatta terörist şeklinde kodlarken; bu zor-çetrefilli süreçte aynı tarafta olmayanı böylece bir nevi fişlemek kolaylığında evrilen bir ‘kutuplaştırma’ yangını maalesef almış başını gidiyor. 

Toplum siyaset merkezli ciddi bir ayrıştırma tehditi altında. Aynı mahalleli uç yönlere savruldu. Kardeşler ideolojik palavralar karşısında düşman kesilmiş. Bir evin çatısı altında yaşayan eşlere kadar sirayet eden kolektif bir hastalık bu. Özelikle varoş diyebileceğimiz bölgelerde aleni hale gelmiş ve özgün kişisel düşüncelere artık tahammül edilmeyen, savunduğun fikirlere sabotaj boyutunda mobing uygulanan karekteristik toplum özelikleri dışında hızla gelişen kriminal yeni bir fantezi. 

Hayatın fıtratına ve doğanın olağan akışına ters düşen ‘süresiz karşıtlığın’ temelinde tabiki siyaset var. 

Siyaset demişken öncelikle şunu da belirtelim. Şehrimiz Malatya’da siyaset tamamen çökmüş halde. Deprem sathında daha bir belirginleşen çöküş mevcut siyasi tabanın ne denli çaresiz, hazırlıksız, tutarsız ve yetersiz olduğunu gösterdi. Zaten Özal’dan beri –kaliteli– siyasetçi yetişmedi. Daha doğrusu siyaset belli ailelerin tekeline geçti ve bazı cemaatlerde son yıllarda şehrin siyasetini konsülide etmekte hatrı sayılır bir mesafe kat ettiklerini söylemeliyiz burada. Rant elde etme harici siyasetin bir tanımı olmadı. Ondan siyaseti bu şehirde yapacaklar belli kimseler. Kim hangi ihaleyi alacak, belediye başkanı kim olmalı, meclis üyelerinin belirlenmesi, il ve ilçe başkanlarına kadar hepsi o siyasi partinin liyakat ve değer atfetmesi yöntemi üzerinden yapacağı atamayla değil; cemaat ve aileler kimi gösterirse o olur ancak. Ondan okumuş, tahsilli, çevresi ve parası olan sade vatandaşımız çok umutlanmasın. 

O aileler hepsi belli, paralel cemaatte orda duruyor. Şayet bunlardan değilseniz, biat etmemiş, el etek öpmemiş, güdümüne girmemişseniz ‘siyasetçi olacağım’ diye paranızı boşa harcamayın. Olamazsınız!

Malum bir seçim arafesindeyiz, şehrimiz bir yandan deprem yaralarını sarmaya çalışırken diğer yandan seçime odaklanmış halde. Yukarıda söz ettiğimiz gibi 10 Nisan günü açıklanacak liste üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyoruz. Paralel cemaatin adamları belli, haliyle listeye girecek olanlarda belli. Çünkü Malatya’da son 20 yıl kesintisiz olmak üzere öncesi de var… Siyasileri maalesef paralel cemaat belirliyor. Onlar kimi gösterirse listeye o girecek. Yani açıklanacak olan listenin ilk sıralamasında kim var ise bilinki paralel cemaatin adamları liste başı.  

Topyekün ahtapot gibi kollarını şehrin üzerine geçirmişken birileri, siyaset ve diğer bir çok alana sinsice sızmışken, ticaret ile ana alterlerin hepsini ele geçirmişken, inşaat sektörünü bütünüyle yöneten; ki depremde hayatını kaybeden binlerce insanın müsebbipleri de bunlar, bir çok hak hukuk suistimali gerçekleşirken; elbette bu şehrin dürüst, vâkur, cefakar, cesur, haksızlıklar karşısında dik durmak isteyen çocuklarıda bir kavga veriyor. 

Hunharca hırsları uğruna Malatya’yı harabeye çevirenlere karşı verilen bir kavga! 

Adaletin temennisinin izini sürenlerin zorlu koşullarda verdikleri bir kavga!

Rant mekanizmalarına ‘da artık yeter’ diye rest çeken, ucube ve ucuz düşüncelerini yıllardan beri şehrin sırtına çelikten kancalar şeklinde dikte eden çürümüş varyantlara karşı verilen, bir türlü sesini kimseye duyuramayanların, kendi şehrinde paryalık muamelesi görmüş orjin Malatyalıların kavgası. 

Kavga veren biri de önceki İl Milli Eğitim Müdürü Battal Kanbay. Kanbay çok tartışıldı, yazıldı, çizildi. Şimdi CHP’den 28 dönem Malatya Milletvekili aday adayı. Bürokrat olarak geldiği kendi şehrinde başına gelmedik kalmadı/daha doğrusu başına getirmedik şey bırakmadılar. Muhafazakar bir aileden gelen, MGBT’den yetişme Kanbay’ı şimdi ‘ne işin var CHP’de’ diye saldıranların önce dönüp geçmişi bir filtrelemeleri gerekmektedir. Son bir yılın analizini yapmaya vicdanlı yürekler gerek. Tabiki Kanbay’ı CHP sıralarına taşıyan bir hikaye var ortada. Hemde hazin bir hikaye. O hikaye bugünü oluşturdu. Şayet bu şehirde yapılan kıyımdan, ihanetten paralel cemaatte bir şey deme cesareti gösteremeyip, sadece CHP’den aday adaylığını sorun olarak görmek cüretini gösteriyorlarsa ortada ciddi bir ‘at gözlülüğü’ sorunumuz var. 

Kanbay’ın Malatya’ya İl Milli Eğitim müdürü olarak gelmesini sağlayan Ak Parti milletvekilleri. Doğru! Getirdiler ama sonra paralel cemaatin önüne yem olarak attılar. Aç gözlü paralel cemaatin bitmek bilmeyen istekleri/talepleri karşısında ‘yok’ deyince de ‘nasıl sen bize yok dersin, şehrin patronları biziz’ diyen paralel cenah bu kez siyasetle kola kola verip Kanbay’ı geçen Ramazan ayında (15 Nisan) iftara 5 dakika kala görevine son verdi. 

Fikirleri, bir duruşu, kültürsel birikimi, idealleri, şehrine aşık Kanbay’ı Malatya haritasından adeta spotula ile kazımaya yemin içmiş paralel cemaat üyeleri aslında bir kahraman yarattılar. O kahraman bu gün geldi en demokratik, en makul şartlarda, adilce kavgasının devamını vermek üzere sahanın öbür ucuna yerleşti. İhanet ve haksızlığa karşı mevzide bu kez. ‘Yok efenim Kanbay AK parti Malatya’ya getirdi neden CHP’de?’ diyeceğinize önce yapılan zulmü görün. Mili eğitim görevinden alındıktan bir gün sonra daire başkanlığından da alınıyor. Yetmeyip Kanbay’ı pasifize ediyorlar. Akabinde twitleri hakkında soruşturmalar sıraya giriyor derken; böyle radikal, sıradışı, paralel eksende güç devşirmiş karanlık ve zehirli bir sistemle kavga edebilmenin en makul adresi CHP’den başka neresi var? 

Kısacası Kanbay kişisel bir hırs, bazıları gibi rant elde etmek, zengin olmak, inşaat yapmak, kafe ihalesi almak, şehrin yiyicilerine ortak olmak üzere bu yola çıkmadı. Ortada bir hak, hukuk cinayeti var. Bir komplo ağı dolaşıyor içerimizde. Ona/onlara karşı… 

Kaldıki diğer muhafazakar partilerin hiç biri Kanbay’ı arayıp davette bulunmadılar. Daveti bırakın bir geçmiş olsun dahi dilenmemiş. Yeniden Refah partisi, Saadet Partisi, Ak parti vs. Ama CHP’liler konuyla ilgileniyor, merak ediyorlar, Kanbay’a üzüntülerini bildiriyor, yapılan haksızlığa karşı insanca tavır takınıyorlar. 

Ortada bir haksızlık var ise karşı koymak parti meselesi değil insani bir tutumdur. Gözyaşlarımız aktığında bir ideoloji gözetmez, vicdanımız olduğundan. Çürük binalar yaparız 1/40 kazanırız, deprem olur enkaz altında binlerce insan kalır ama failler bunu dert etmez kendine çünkü vicdanları katılaşmıştır. Yada depremde sırf CHP’liler ölmez, yaşayanlar da AK partili değildir. Bazen madalyonun öteki yüzüne bakmayı da akıl edelim. Tek taraflı, bizden, bizim mahalleden bakış açısı kronikleşmiş kötülükler getirmekten başka işe yaramaz. Tuhaf olan ise bunu içselleştirmemiz. Kanbay CHP’de olduğu için kötü siz Ak partiliyim dediğinizde iyi olmazsınız. Kanbay CHP’de diye cehenneme siz başka partilerdesiniz diye cennete gideceğiniz garantili değil. Geçin kardeşim geçin. Bırakın partiyi martiyi önce insan olalım. Sadece İNSAN! İnsan olmaya var mısınız?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu