İSTANBUL (AA) - Partisinin İstanbul İl Başkanlığı binası önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Çelik, ramazan ayının millete ve İslam dünyasına bereket, hayır ve huzur getirmesini diledi.
Bilhassa Gazze halkının ramazanını tebrik ettiğini söyleyen Çelik, bütün Gazze halkına en kalbi sevgilerini ve saygılarını ilettiğini belirtti.
Çelik, bugün Türk siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden birinin, 28 Şubat'ın yıl dönümü olduğunu ifade ederek "28 Şubat'ın yıl dönümünde bir kere daha hafızamızı tazeliyoruz ve milletimizin değerlerine düşmanlık eden her türlü girişimin tarihin çöplüğüne gitmesinin mukadder olduğunun altını çiziyoruz. Bu vesileyle bütün o 28 Şubat'ın karanlığını yırtıp atan ve bu büyük demokrasi mücadelesini veren, bütün bu demokrasi mücadelesine önderlik eden Sayın Cumhurbaşkanı'mıza bir kere daha şükranlarımızı arz ediyoruz." diye konuştu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Ağustos 2005'te Diyarbakır'da yaptığı konuşmasındaki "Türkiye ne kadar İstanbul ise Konya ise Samsun ve Erzurum ise o kadar Diyarbakır'dır. Bu ülkenin her yerinin, her renginin, her kokusunun, her sesinin, her musikisinin farklı bir lezzeti vardır. Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur." ifadelerinin tarihi olduğunu belirtti.
"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt vatandaşlarımız üzerindeki yasakların kaldırılması mücadele vermiştir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur." cümlesinin son derece önemli ve stratejik bir ifade olduğunu kaydeden Çelik, "Çünkü bu ifade meseleyi sadece bir etnik mesele, sadece Türkiye'deki meseleleri bir mezhebi mesele olarak ele almamakta, bütün bu meselelerin çözümünün Türkiye'nin bütününü ilgilendiren bir demokrasi meselesi olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla, bu ifadeden sonra Sayın Cumhurbaşkanı'mız, 'Kürt sorunu benim sorunumdur.' demiştir ve büyük demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak, vatandaşlarımız üzerinde, Kürt vatandaşlarımız üzerindeki yasakların kaldırılması için büyük bir mücadele vermiştir." ifadelerini kullandı.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı iradeyi, "Başörtüsü meselesi sadece bir kesimin değil, bu milletin tamamının sorunudur." diyerek de ortaya koyduğuna işaret ederek "Nitekim Alevi canlarımızın karşı karşıya olduğu yasaklar karşısında da 'Bu da sadece bir kesimin sorunu değil, bütün Türkiye'nin sorunudur.' diyerek bu meseleye de böyle bakmıştır." değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin meselelerinin çözümü için ortaya koyduğu iradenin, genel demokratikleşme perspektifi, hukuk devletinin niteliklerinin yükselmesi ve vesayet süreçlerinin ortadan kaldırılması olduğunu kaydeden Çelik, partilerinin kongresinde Erdoğan'ın bu çizginin devamı olarak Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşacak bir eylem planının ana maddelerini açıkladığını anımsattı.
Ömer Çelik; yasaklarla, baskılarla, haksızlıklarla oluşturulmuş Kürt sorununun da başörtüsü sorununun da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iradesi sayesinde çözüldüğünü ifade etti.
"Geldiğimiz nokta 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşma zamanı"Çelik, İmralı'nın terör örgütü PKK'ya "silah bırakma" çağrısına ilişkin şunları dile getirdi:
"Bugün geldiğimiz noktada artık 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşma zamanı olduğunu ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın iç cepheyi güçlendirme çağrısı yapmasının, iradesini net bir şekilde ortaya koymasının ve daha sonra bunu TBMM'de yaptığı konuşmada ayrıntılı bir şekilde ifade etmesinin arkasından Sayın Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısı Türkiye'de, bütün Orta Doğu'da başlayan karanlık süreçlere karşı yeni bir, bütün bu dalgayı göğüsleyecek ve bölgede kardeşliği artıracak, Türkiye'nin içerisinde de iç cepheyi güçlendirecek yeni bir mesaj, davet, çağrı olarak ortaya çıkmıştır. Bunun esası 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşmaktır."
Çelik, soykırımcı siyasetin başındaki İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ifadelerinde, Orta Doğu'ya yeni bir şekil verme, bölgedeki haritaları değiştirme ile David Koridoru'nu kurma ve benzeri şekilde, birtakım karanlık siyasetlerin yürürlüğe koyulmaya çalışıldığını gördüklerini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Maalesef bazı devletlerin de bunlara sessiz kaldığı ve destek verdiği aşikardır. Bu çerçevede Türkiye jeopolitik gerçeklerle, bölge değerlerine uygun bir kardeşlik siyasetini bir çağrı, irade olarak ortaya koymuştur. Bu çerçevede PKK, PYD, YPG, SDG... Hangi adlı olursa olsun Irak'taki ve Suriye'deki bütün unsurları ve bütün uzantılarıyla terör örgütü silah bırakmalıdır ve kendi kendisini feshetmelidir. Dünden beri bir tartışma yapılıyor. Türkiye'nin çağrısını birileri sadece Irak meselesiyle bağlantılı olarak indirgemeci bir yaklaşımla ele almaya çalışıyor. Hayır, terör örgütü dediğimizde Irak'taki ve Suriye'deki bütün unsurlarıyla, PKK, PYD, YPG, SDG hangi olursa olsun bu terör örgütünün bütün unsurlarını tasfiyesini esas olduğunu ifade ediyoruz."
"Hiçbir emperyalist projenin hayata geçirilmesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti müsaade etmeyecektir"
Türkiye'nin içerisinde iç cepheyi güçlendirmenin, etnik kimlik olarak kendisini Türk, Kürt ya da Arap, mezhebi olarak da Alevi ve Sünni olarak farklı kimliklerle adlandıran vatandaşların olmasının demokrasi içerisinde doğal olduğunu, hepsinin soyadlarının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu belirten Çelik, ortaya çıkan çağrının da bu iradenin ürünü olduğunu söyledi.
Çelik, şunları kaydetti:
"Bölgede birilerinin terör örgütleri vasıtasıyla Kürt, Arap, Türkmen kardeşlerimiz üzerinde birtakım emperyalist projeleri hayata geçirmek üzere baskılar oluşturduğunu ve onları terör örgütlerinin kucağına doğru ittiğini net bir şekilde görüyoruz. Hiçbir emperyalist projenin terör örgütleri vasıtasıyla hayata geçirilmesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti müsaade etmeyecektir. Burada şimdiye kadar bu terör devletçiklerini kurmakla ilgili projelere karşı Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı gibi harekatlarla Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ifadesiyle 'Bir gece ansızın gelebiliriz.' diyerek bu iradeyi şimdiye kadar ortaya koyduk ve bu irade en güçlü şekilde ayaktadır. Komşularımızın olduğu topraklarda Kürt, Arap, Türkmen kardeşlerimize silah çeken ya da onları terör örgütlerinin kucağına itmeye çalışan birisi olursa karşısında Türkiye Cumhuriyeti'ni bulacaktır. Kürt kardeşlerimizin refahı ve güvenliği Türkiye Cumhuriyeti'nin garantisi altındadır. O sebeple Irak'ta, Suriye'de, Kürt, Arap, Türkmen bütün kardeşlerimiz Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri, hangi mezhepten olursa olsun bütün unsurlar için bir kardeşlik siyaseti Türkiye Cumhuriyeti tarafından yürütülmektedir. Bu iradenin arkasında Türkiye Cumhuriyeti'nin binlerce yıllık devlet aklı, tarih bilinci ve coğrafya şuuru vardır."
AK Parti Sözcüsü Çelik, "Şöyle bir konu gündeme getiriliyor; işte devlet bir pazarlık sürecine, al-ver sürecine girer mi? Bir kere daha ifade ettik ki, burada devletin nitelikleriyle ilgili bir pazarlık söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda bir al-ver süreci hiçbir şekilde söz konusu değildir." dedi.
Devletlerin terörle mücadele konusunda sert ve yumuşak güç unsurları olduğunu anlatan Çelik, "Dünden itibaren gündemde olan, İmralı'dan yapılan terör örgütünün silah bırakması, kendisini feshetme çağrısının, Türkiye Cumhuriyeti'nin iradesi çerçevesinde bu sonucun doğması, bizim açımızdan 'Terörsüz Türkiye' hedefi merceğinden değerlendirilmektedir. Dolayısıyla burada devletimizin binlerce yıllık devlet aklı, milletimizin tarihi tecrübesi ve özgüveni bu sürecin merceğini oluşturmaktadır. Nitekim bütün bu süreç, Cumhurbaşkanı'mızın talimatıyla devlet kurumlarımız tarafından Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere, bu sürecin nasıl evrileceği hassas bir şekilde takip edilecektir." diye konuştu.
Çelik, "Türkiye'de iç cepheyi güçlendirelim." derken bu meseleye Kürt'ü, Türk'ü, Arap'ı, Alevi'si ve Sünni'siyle yüksek standartlı bir demokrasinin ortaya koyduğu vatandaşlık bilinci, tarih boyunca var olan ve bundan sonra var olmaya devam edecek kaderdaşlık çerçevesinde baktıklarını dile getirerek "Geçmişimiz, bugünümüz, geleceğimiz, kaderimiz bir ve beraberdir. Bu çerçevede terör gayrimeşrudur. Demokrasi, siyaset bütün sorunların çözümünün adresidir." ifadelerini kullandı.
"Hiçbir şeffaf olmayan süreç yoktur"
Muhalefet partilerinden gelen birtakım eleştirilerin son derece kalitesiz ve içeriksiz olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:
"Bütün bu sürecin İsrail'in ve Amerika'nın söyledikleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini söylemeleri gerçekten bir tarih bilinci, coğrafya şuuru yoksunluğudur, devletimizin aklına, milletimizin özgüvenine dönük bilgisizliklerinin bir tezahürüdür. Yine bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel çıkmış, Cumhur İttifakı içerisinde bir kesimin öne çıktığını, diğer kesimin bütün olanları gözleyerek sürece dahil olmaya çalıştığını ifade etmiş. Bir de üstüne eklemiş, 'Süreç şeffaf bir şekilde yönetilmiyor. Şu kişiler tarafından yapılan çalışmalar var, bunlar milletten saklanıyor.' diyor. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın en temel mesajı, bütün bu çerçeve içerisinde -dün de bir vesileyle ifade ettiler- 'Cumhur İttifakı bir ve bütündür, içerisinde bir çatlak yoktur.' Bu çerçevede hem iç cephenin güçlendirilmesi hem 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşılması Türkiye Yüzyılı prensipleri açısından ele alınmaktadır. Hiçbir şeffaf olmayan süreç yoktur. Maalesef Sayın Özgür Özel, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta heyetini hedef alırken 'Duydum, birileri bana söyledi.' diyerek konuşuyor. Muhtemelen partisindeki bazı emekli askerlerin dedikodularını bilgi diye ortaya koyuyor. Dış politikayla ilgili konuşurken yine 'Duydum, bana böyle söylendi.' diyerek konuşuyor. Muhtemelen partisindeki bazı emekli diplomatların söylemlerini dış politika stratejisi zannediyor. Bu meselede de 'Şeffaf olmayan süreçler devam ettiriliyor. Bir AYM üyesi ve şöyle bir heyet bir yıldan beri çalışıyor.' gibisinden birtakım sözler söylemesi yine aynı çizgiyi, maalesef aynı savrulmayı devam ettirdiğini göstermektedir. Yine kendisi Cumhur İttifakı içerisinde bir çatlak olduğunu ifade ediyor. Bunların hepsi boştur."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İç cepheyi güçlendirelim." çağrısı ve "Terörsüz Türkiye" iradesi ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bölgedeki bütün şer şebekelerinin oyunlarını altüst edecek çağrısının, bütün bunların cevabı olduğunu belirten Çelik, "Kardeşliğimizi pekiştireceğiz. Kaderdaşlığımızı güçlendireceğiz. Vatandaşlığımızı yüksek demokrasi standartlarıyla ilerletmeye devam edeceğiz. Devlet kurumlarımız bölgedeki gelişmeleri takip ederek sürecin nereye evrildiğini net bir şekilde göreceklerdir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın talimatları bu şekildedir. Biz bu hedefler doğrultusunda, tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesi doğrultusunda bütün bu sürecin değerlendirmelerini yapacağız." diye konuştu.
Muhabir: İrem Demir,Zeynep Rakipoğlu,Hikmet Faruk Başer